Motivasyonu Anlamanın Yolu Mutluluğu Anlamaktan Geçiyor

Motivasyonu Anlamanın Yolu Mutluluğu Anlamaktan Geçiyor

Yazan: Cahide Akkuzu

Okuma süresi: yaklaşık 5 dakika

Birlikte çalıştığımız kişilerin, işlerine yüksek bağlılık göstermelerini ve motive olmalarını isteriz. İnsanları nasıl motive edeceğimizin yollarını bulmak için “mutluluk” kavramını anlamamız gerekiyor. Mutluluk ile ilgili bilimsel araştırmaların sonuçları çalışanlarımızın motivasyonunu nasıl arttırabileceğimize dair önemli ipuçları içeriyor. Sadece çalışanlarımıza değil, motivasyonunu artırmak istediğimiz herkese, hatta kendimize uygulayabileceğimiz ipuçları… Bu yazıda sizlere önce “mutluluk” kavramıyla ilgili bilim dünyasının tespitlerini özetleyeceğim, sonra da çevremizdeki kişilerin motivasyonunu arttırmak için bu bilgilere dayanarak neler yapabileceğimize bakacağız.

Mutluluğun tanımına bakarak başlayalım. Araştırmacılar iki farklı mutluluk türü tanımlamışlar.

Hedonik mutluluk; zevk ve haz deneyimleriyle elde edilen mutluluktur. Bu tür mutlulukta bir temel çizgimiz, yani bir mutluluk seviyemiz vardır. Koşullarımızdaki değişikliklere hızla alışırız ve mutluluk temel çizgimize tekrar yerleşme eğilimi gösteririz.  Yani, çok para kazanınca ya da hayalimizdeki evin sahibi olunca bir süreliğine daha mutlu oluruz, sonra bu duruma alışırız ve bir müddet sonra ise önceki mutluluk temel çizgimize geri döneriz, yani mutluluğumuz aslında artmaz.

Eudaimonik mutluluk; erdemli eylemler, ahlaki mükemmellik alışkanlıkları ve kendini geliştirme ve gerçekleştirme yoluyla elde edilen mutluluktur. Gelişimi sağlayan eylemlere ve hedeflere odaklanmak kişilerin temel psikolojik ihtiyaçlarını karşıladığı için mutluluk ve esenlik sağlamaktadır. Bu daha kalıcı ve içsel bir mutluluktur.

En kapsamlı mutluluk tanımı Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden psikolog ve mutluluk araştırmacısı Sonja Lyubomirsky’ den geliyor:

“Mutluluk, bir kişinin yaşamının iyi, anlamlı ve değerli olduğu duygusuyla birleşen neşe, memnuniyet veya esenlik deneyimidir.”

Mutluluğa neyin yol açtığı sorusunun cevabını araştıran Sonja Lyubomirsky, Kennon Sheldon ve David Schkade, mutluluk seviyelerimiz üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu öne süren “Sürdürülebilir Mutluluk Modeli”ni (Sustainable Happiness Model) geliştirdiler. Mutluluğun üç ana faktör tarafından yönetildiğini belirttiler. Bu faktörlerin mutluluk üzerindeki etkilerini tespit etmek için araştırmalar yapmışlar. Buna göre;

  • Genetiğimiz mutluluğumuz üzerinde %50 oranında etkili.
  • Mutluluk sağlayan koşullar %10 oranında etkili.
  • Mutlulukla ilgili faaliyetler ve uygulamalar ise %40 oranında etkili.

Araştırmacılar bu oranların yaklaşık oranlar olduğunu, bu faktörlerin izole faktörler olmadığını, faktörlerin birbirleri üzerinde etkili olabileceğini vurgulamaktalar. Toplamda bakınca, ortaya çıkan resim hepimiz için umut kaynağı, mutluluğumuzu arttırmak önemli ölçüde elimizde!

“Mutluluğun anahtarı genetik yapımızı değiştirmekte (ki bu imkansızdır) ve koşullarımızı değiştirmekte (zengin olma veya daha çekici olma veya daha iyi iş arkadaşları bulma arayışında) değil, günlük bilinçli faaliyetlerimizde yatar.” – Sonja Lyubomirsky

Görüyoruz ki, “mutluluk, koşullarımızı değiştirmekten gelir” yaklaşımı sadece bir efsanedir! Hepimiz bunun örneklerini bir şekilde yaşamışızdır. “Hayalimdeki evi alınca mutlu olacağım!” “Para kazanınca mutlu olacağım!” “Terfi olunca mutlu olacağım!” Terfi olunca beklediğim mutluluğu bulamadığımı bizzat kendim, profesyonel çalıştığım dönemlerde yaşadım. Hep bir sonraki terfiye koşmaya devam ettim.  Belli ki, dış olaylar veya koşullarla sağlanan mutluluk kalıcı değildir.

“Mutluluk bizim dışarda bulacağımız bir şey değildir. Dışarıda olmamasının sebebi içimizde olmasıdır. Mutluluk her şeyden çok bir zihniyettir. Mutluluk kendimizi ve dünyayı algılamamızın ve bununla birlikte kendimize ve dünyaya yaklaşımımızın yoludur.” -Sonja Lyubomirsky

Mutluluk sağlayan koşullardan kalıcı mutluluk elde edemiyoruz çünkü koşullarımızdaki değişikliklere hızla alışıyoruz, hedonik mutluluk temel çizgimize yerleşiyoruz.

Pozitif psikoloji alanının önde gelen uzmanlarından Dr. Martin Seligman, “Gerçek Mutluluk” (Authentic Happiness) adlı kitabında arzu edebileceğimiz üç tür yaşam tarif etmiş:

  • Keyifli Yaşam (Pleasant Life): Olumlu duygular yaşamanın peşinden gitmek ve bu olumlu duyguları yaşamak.
  • İyi Yaşam (Good Life): Haz ve doyum yaşamak için bizi biz yapan güçlü yönlerimiz ve erdemlerimizi kullanarak yaşamak.
  • Anlamlı Yaşam (Meaningful Life): Çocuklarımızı yetiştirmek, topluma katkıda bulunmak veya önemli bir gaye için emek harcamak gibi daha büyük bir amaca hizmet etmek için güçlü yönlerimizi kullanmak.

Seligman, ancak her üç tür yaşamı da yaşarsak “dolu bir yaşam” süreceğimizi belirtiyor. Dolu yaşamı ise geçmiş ve gelecek hakkında olumlu duygular hissetmek, zevklerden elde edilen keyfin tadını çıkarmak, güçlü yönlerin kullanımından haz almak ve kişinin gücünü anlam elde etmek için daha büyük bir amaç uğruna kullanması olarak tanımlıyor.

İnsanları motive etmek istiyorsak mutluluklarına nasıl katkı yapabileceğimizi öğrenmemiz gerekiyor. Araştırmalar; ister iş hayatımızda olsun, ister özel veya aile hayatımızda olsun, mutluluğumuzu sağlamak veya arttırmak için yapabileceğimiz pek çok şey olduğunu gösteriyor.

Bizim için neyin önemli ve anlamlı olduğunu bilmek, belli bir amaç uğruna faaliyette bulunmak bizim için en önemli mutluluk kaynağıdır. Anlam ve amaç, bu konuda farkındalığımızı arttırıp eylemlerimizi bu yönde gerçekleştirmek başlı başına mutluluktur ve doğal, içten gelen bir motivasyondur. Başkalarını nasıl motive edebileceğimizin yolu da buradan geçiyor. “Bu kişinin önemli ve anlamlı bulduğu şeyler neler?” “Kendisine edindiği amaç nedir?” Merakla bunları keşfetmek, o kişiyi neyin mutlu ettiği ve nasıl motive olabileceği konusunda bize ipuçları verecektir. Danışanlarımın özellikle genç nesli iş ortamında motive etmekte zorlandıklarını duyuyorum. İş hayatının ilk yıllarında yeni mezun çalışanlara, verilen görevlerde işin kendisine ne kadar katkıda bulunduklarını anlamak zor geliyor. Bu çok yetenekli gençler büyük resim içinde kendi etki alanlarını görmekte zorlanıyorlar. Onları motive etmek isteyen yöneticiler olarak onları merakla anlamaya ihtiyacımız var. “Onlar için anlam ve amaç nedir?” “Yaptıkları iş bu anlam ve amaca nasıl hizmet ediyor?” “Büyük resme nasıl daha fazla katkıda bulunabilirler?” Bunları hem anlamaya ihtiyacımız var hem de onlara anlatmamız gerekiyor. Başka türlü onları mutlu ve motive etmenin yolu yoktur.

Anlam ve amaç zaman içerisinde değişebilir. Bazen uzun zamandır birlikte çalıştığımız kişiler için neyin önemli ve anlamlı olduğunu bildiğimizi varsayarız, amaçlarını çok iyi bildiğimizi düşünürüz. Bu en yakınımızdaki kişiler, aile üyeleri ve arkadaşlarımız için de geçerlidir. En büyük tehlike varsayımlarımıza dayanarak hareket etmektir. “Elimden gelen her şeyi yaptım ama hala motive edemiyorum” diyorsanız, bilin ki, bu kişinin anlam ve amacı konusunda yeterince bilgi sahibi değilsiniz. Bu kişiyle sanki ilk defa tanışmış gibi o kişiyi tanıma ve keşfetme yolculuğuna çıkın, kendisi için artık bu dönemde ne önemli ve anlamlı, şimdiki amacı nedir, öğrenmeye çalışın.

Mutluluk konusunda yapılan araştırma sonuçlarının bize sağladığı ipuçlarına bakalım. Mutluluk bir kaynak, motivasyon ise sonuçtur. Bu ipuçlarını hem kendi mutluluğumuzu arttırmak hem de önemsediğimiz kişilerin mutluluklarına katkıda bulunarak motive olmalarını sağlamak için kullanabiliriz.

  • Başkalarıyla iletişimde bulunmak ve bağ kurmak sevgi hissetmemize yardımcı olur. Bize anlam, öz değer, önem ve ait olma duygusu verir. Bu aynı zamanda, en çok ihtiyacımız olduğunda destek isteme ve alma olasılığımızı yükseltir. Önemsediğimiz kişilerin desteğe ihtiyacı olduğu zamanlarda ise bunu daha kolay sağlayabilmemiz anlamına geliyor. Pek çok araştırmacıya göre, çoğu insan için kalıcı mutluluğa en önemli katkı güçlü sosyal ilişkilerdir. En mutlu olanlar, genellikle ailelerine ve arkadaşlarına büyük miktarda zaman ayırarak bu ilişkileri besler ve bunlardan zevk alırlar. Sürekli meşguliyet veya işkoliklik tuzaklarından kaçınmamız gerekiyor. Motive etmek istediğimiz kişilerle güçlü ilişkiler kurmak için vakit ayırmak mutlaka sonuç verecektir.
  • Başkalarını önemsemek, nezaket göstermek, hizmet etmek ve destek vermek daha mutlu ve sağlıklı olmamıza yardımcı olur. Burada önemli olan kendimizi arka plana itip tüketecek derecede fazla bir taahhüt altına girmemektir.
  • Yukarıda anlatmış olduğum anlam ve amacımız ile örtüşen hedef ve arzularımızın olması bizi hayata bağlayan önemli motivasyon kaynaklarıdır. Bunlar bize üzerinde çalışmak için azim verir veya sabırla bekleme gücü verir. Dört gözle bekleyecek bir şeye sahip olmak, örneğin tatil, bir buluşma vb. bizi motive eder. Özellikle içsel arzularımız son derece motive edicidir. Motivasyonun ödül arama veya cezadan kaçınma olduğu dışsal arzular ise tam ters etki yapar. Koyduğumuz hedefler ise zorlayıcı ama gerçekçi olmalı. Gerçekçi olmayan hedefler umutsuzluk yaratır.
  • En büyük içsel mutluluk kaynaklarından bir tanesi başkalarını memnun etmek için başkalarının ne düşündüğünü aşırı önemsememektir. Kendimizi otantik bir şekilde ortaya koymak, kendimize karşı dürüst ve sadık olmaktır. Başka kişilere de kendilerini özgürce ortaya koymaları için alan açın, kendilerini yargılanmış hissetmesinler. Kendilerini sizin beklentilerinizi karşılamak zorunda hissetmesinler.
  • Minnettar olmanın ve sahip olduklarımız için şükretmenin yaşam doyumumuz, esenliğimiz, bağlılık duygumuz ve sağlımız da dahil olmak üzere yaşam kalitemiz üzerinde güçlü etkileri vardır. Güçlü yönlerimiz ile ilgili farkındalığımız ve güçlü yönlerimizi etkin kullanmak da doğal olarak bizi destekleyen faktörlerdir. Hem kendimizi değerlendirirken hem de başkalarını değerlendirirken bardağın dolu tarafına bakalım, daha mutlu oluruz ve başkalarını motive etme olasılığımızı artırırız.
  • Hayata iyimser yaklaşın. Bunu yapmak çok kolay olmayabilir çünkü araştırmacılara göre, insanların olumsuzluk önyargısı var- olumsuzlara aşırı odaklanmak ve olumluları yeterince takdir etmemek. Bakış açımızı değiştirip, olumsuzun içinde fırsat görmek mümkün olabilir. Kurban yaklaşımından uzaklaşıp olumsuz deneyimlerden veya hatalarımızdan öğrenmek ve gelişmek için fırsatlar yaratabiliriz. Olumsuzluk yaşadığımız zaman kendimize şu soruyu sormak önemli: “2 yıl sonra bu duruma geri dönüp baktığımda- iyi ki şunu yapmışım- diyebileceğim ne yapabilirim şimdi?” Bu soruya bulacağınız cevap sizi zorluklar karşısında daha dayanıklı hale getirecektir ve geleceğe dönük harekete geçmeniz için motive edecektir.
  • Hoş hatıralarla anacağımız deneyimler ve anılar biriktirmek mutluğumuzu arttırır. İlgi çekici ve eğlenceli etkinlikler tasarlayın. Bunları önemsediğiniz kişilerle birlikte deneyimleyin. Aranızda daha kuvvetli bir bağ oluşturmak için çok etkili olacaktır.
  • Yeni şeyler öğrenmek ve gelişmek bize güven ve başarı duygusu verir. Becerimizi ve kapasitemizi arttırmak, merakımızı harekete geçirmek ve geliştiğimizi görmek mutluluğumuzu arttırır. Başkalarını mutlu etmek istiyorsanız onların gelişimine katkıda bulunun. Yapılan birçok araştırma iş yerinde kendilerini geliştirme imkanı bulan çalışanların bunu önemli bir motivasyon kaynağı olarak gördüklerini tespit etmiştir.
  • Zihnimiz ve bedenimiz birbirine bağlı olduğundan, fiziksel aktivitemizin ruh halimiz üzerinde güçlü etkileri olabilir. Düzenli olarak egzersiz ve fiziksel aktivitelerde bulunun ve kişileri buna teşvik edin. Fiziksel aktiviteleri ortak bir etkinlik haline getirmek motivasyonu ve isteği arttırır.
  • Meditasyon ve benzeri bir şekilde odaklanma sağlayan pratikler yavaşlamamıza ve farkındalığımızı artırmamıza yardımcı olur. Daha berrak bir zihinle çevrimizdeki insanlarla iletişim kurmamıza ve işlerimizi daha verimli bir şekilde yapmamıza yardımcı olarak mutluluğumuza önemli ölçüde katkıda bulunur.
  • Zaman çok değerlidir. Zamanınızı bilinçli ve gerçekçi bir şekilde planlayın ve kullanın. Değerli zamanınızı, iş ve özel hayatınız için, nasıl kullanmak istediğinize karar verin, önceliklerinizi önemseyin ve bu doğrultuda gerçekçi bir şekilde planlayın. Bu şekilde kullandığınız zamanınız sizi mutlu edecektir.
  • Eski kalıpları kırıp hayatınıza çeşitlilik katın. Zevk aldığımız güzel şeylerde bile tekrara düşebilir ve motivasyonumuzu kaybedebiliriz. Beynimiz yeni uyaranlardan hoşlanır. Çeşitlilik hayatın baharatıdır.
  • Şimdiki zamanda yaşamak ve sahip olduklarımızın değerini bilmek çok önemli. Olumlu deneyimleri tam olarak hissetmek, her ne yapıyorsak onun tadını çıkarmak ve ondan keyif almak bizi mutlu eder.

Mutluluk sağlayan ipuçlarının birçoğu sizin için yeni olmayabilir. Ancak ne kadarını uyguluyorsunuz? Fark yaratan, bunları hayata geçirmektir. Stres dönemleri de dahil olmak üzere sağlığımızı ve esenliğimizi korumak veya iyileştirmek için önlemler almak zorundayız. Tüm mutluluk ipuçları önce kendi sağlığımızı ve esenliğimizi önceliklendirdiğimiz zaman işe yarar. Başkalarını mutlu etmek ancak kendimiz mutlu olduğumuz zaman mümkündür. Başkalarını motive etmek istiyorsak, önce kendimizden başlamalıyız.

 

social position

Bu gönderiyi paylaş