Lider Olarak Nasıl Anılmak İstersiniz? – Bölüm 1

Lider Olarak Nasıl Anılmak İstersiniz? – Bölüm 1

Yazan: Cahide Akkuzu

Okuma süresi: yaklaşık 6 dakika

Şu gerçeği hepimiz kabul etmeliyiz: kendimizi nasıl gördüğümüz ve başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında her zaman bir fark var. Kendimizle ilgili algımız ve başkalarının bizi nasıl algıladığı arasındaki farkı işaret ediyorum. Bazen bu fark bir uçurum kadar derin bile olabilir. Hepimiz şunu da biliyoruz ki başkaları tarafından nasıl algılandığımız, kabul etmemiz gereken gerçeğimizdir.

Lider olarak algılanma şekliniz, başkaları üzerindeki etkiniz üzerinde önemli rol oynuyor ve başarınızı etkiliyor. Eğer başarılı bir lider olarak size duyulan güven yüksekse, yaptırım gücünüz de yüksektir, takip edilirsiniz, başkaları üzerinde daha etkin olabilirsiniz, yönlendirme gücünüz artar, başarmanız için destek görürsünüz, tabiri caizse, sırtınız yere gelmez! Tam tersi bir durumda ise ne yaparsanız yapın ekibinizi veya iletişimde olduğunuz kişileri mutlu edemezsiniz, onlardan bir türlü istediğiniz performansı alamazsınız. Halbuki dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır; sizi onların gelişimi ve iyiliği için çalışan, onları yönlendiren, onların başarısını destekleyen bir lider olarak gördüklerini düşünürsünüz. Bütün bunlara rağmen bir türlü ekibinizden veya iletişimde olduğunuz kişilerden istediğiniz sonuçları elde edemiyorsanız, onlar tarafından nasıl algılandığınıza daha yakından bakmanızın zamanı gelmiş demektir.

İnsanların çoğu, konu “algı” olduğunda her şeyi göremeyebiliyorlar. Kendi algılarını anlayabiliyorlar ama çoğu zaman başkalarının algılarına karşı bilgisiz veya hoşgörüsüz oluyorlar. Anlamamız gereken en önemli şeylerden bir tanesi de bir lider olarak başarılı olmamızda kendi algılarımızın payı oldukça küçük, başkalarının bizi nasıl algıladığının payı ise oldukça büyük. Tabi ki karakter, dürüstlük ve yetkinlikler de çok önemli. Ancak gerçek şu ki, lider olarak başarınız, ne yaptığınızdan ziyade iletişimde olduğunuz insanlar tarafından nasıl görüldüğünüze bağlıdır!

VitalSmarts tarafından Temmuz 2016’da yapılan bir araştırma; yönetimin ve çalışanların, şirketin yönetim şekli ve kültürüne bakış açıları arasında büyük bir uçurum olduğunu gösteriyor. VitalSmarts tarafından yapılan çalışmanın detaylarına bu linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.vitalsmarts.com/press/2016/07/corporate-culture-chasm-employees-view-their-culture-much-more-negatively-than-management/

Araştırma sonuçlarına göre, liderlerin kendi algıları ve çalışanlar tarafından aslında nasıl göründükleri arasındaki büyük farklar olduğu ortaya çıkmış. Gelin detaylara biraz daha yakından bakalım.

Uyum mu? Yenilik mi? ­– Birçok lider çalışanlarını kendilerine yeni fikirler ile gelmeleri ve yenilikçi bir yaklaşım içinde olmaları için teşvik ettiklerini düşünüyorlar. Araştırma sonuçlarına göre çalışanların algısı tamamen farklı. Çalışanlar, yöneticilerine göre %53 oranında daha fazla, liderler tarafından teşvik edilen kültürün uyum sağlamak, kurallara uymak, ve iyi bir izlenim yaratmak olduğunu ortaya koymuşlar. Peki çalışanların bu algısı nerden kaynaklanıyor? Liderler, her ne kadar çalışanlarına yeni fikirler için danıştıklarını düşünseler de çalışanlar, liderlerin genellikle onları dinlemediklerine inanıyorlar.

Şeffaflık mı? Kapalı İletişim mi? – Liderler genellikle, kendilerinin çalışanlarına karşı açık ve dürüst olduklarını düşünüyorlar ama VitalSmarts anketi, çalışanların bu şekilde düşünmediğini gösteriyor. Liderler, çalışanlara göre %67 daha fazla oranla; liderlik kültürünün, performansı etkileyecek önemli bir konu veya endişe olduğunda çalışanların hemen açık bir şekilde kendilerine bilgi vermesi üzerine kurulu olduğunu söylüyor.

Liderler, çalışanlarının bir problem olduğunda onlara gelmesini isterken aynı şeyi kendileri yapmıyorlar. Sorun geri bildirim aşamasında ortaya çıkıyor. Yöneticilerin %37’si çalışanlara direkt olarak geri bildirim verirken veya eleştiri yaparken, alacakları tepkinin korkusuyla geriliyorlar. Bu durumda da ya hiç geri bildirim vermiyorlar, ya da yumuşatılmış çok net olmayan bir geri bildirim veriyorlar. Özetle, liderler çoğunlukla kendilerinin açık ve şeffaf olduğunu düşünüyorlar, ancak öyle algılanmıyorlar, aradaki uçurum derin!

Hedef Odaklılık mı? Görev Odaklılık mı? – Birçok lider, çalışanlarına kendileri için hedef belirlemeleri ve bu hedeflere ulaşacak planları yapmaları için yardımcı olduğunu düşünüyor. Ama VitalSmarts anketine katılan çalışanların bu fikri onaylama oranları çok daha az. Hedef belirlemek ve buna yönelik planlama yapmak tek başına yeterli değildir. Çalışanlar, liderler tarafından kendilerinden beklenen önceliklerin günlük görevler ve uğraşlar içinde farklılaştığını düşünüyorlar.

Rekabet mi? Takım Çalışması mı? – İş birliği ve takım çalışması, son zamanlarda liderlerin odaklandıkları en önemli konulardan bir tanesi. Ama çalışanlar bu odağı çok fark edemiyorlar. VitalSmarts anketine katılan çalışanlar, liderlerinin çalışanlar arasında rekabeti desteklediğini düşünüyorlar.

Bu araştırma sonuçları, liderlerin kendini nasıl algıladığı ve çalışanları tarafından nasıl algılandıkları arasındaki uçurumu acımasız bir şekilde gözler önüne seriyor. Algıdaki bu uçurum istenmedik birçok sonuç doğurabiliyor. Sonuçlardan önemli bir tanesi de bundan önceki yazılarımda ele aldığım çalışan bağlılığı üzerinde yarattığı olumsuz etkidir. Çalışan bağlılığı konusunda yazdığım yazıya buradan ulaşabilirsiniz:

LİNK

Bu durumda yapmanız gereken en önemli şey gerçeklerin peşine düşmek. Diğer insanların algılarının farkında olun ve bu algıların nasıl oluştuğunu anlamaya çalışın.

Bu noktada ‘algı’ ve ‘gerçek’ kavramlarının tanımlarına bakalım. Algı bir inanç, teori, hipotez, duygu, görünüş, fikir, gözlem, iç görü, farkındalık veya bir konuya duyulan hassasiyet olabilir. Algı gerçek olabilir, ya da kısmen gerçek olabilir, ya da gerçek olmayabilir. Başta oluşan algılar zaman içinde, şartların değişmesiyle ve yeni bilgiler edinildiği zaman değişebilir.

Gerçek ise kesindir, özgündür, doğrudur ve hakikatlere dayanır. Gerçek reddedilemez, gerçeği oluşturan unsurlar inkâr edilemez ve tartışmaya açık değildir.

Bu tanıma göre, başkalarının bizim hakkımızdaki algıları, kabul etmemiz gereken bir gerçektir.  Hemfikir olmayabiliriz. Farklı kişilerin bizimle ilgili farklı algıları da olabilir. Bunların da her birini birer gerçek olarak kabul etmemiz önemli, çünkü artık biliyoruz ki elde edeceğimiz sonuçlar üzerinde bu algıların önemli etkileri var.

Madem algı bu kadar önemli, gelin algının nasıl oluştuğuna biraz daha yakından bakalım. İnsanlar aynı zamanda aynı yerde olup, aynı olayı gözlemleyip, yine de olanlarla ilgili farklı fikirlere varabilirler. Ve herkes dünyayı başka bir şekilde algıladığından, herkes olayların kendi versiyonunun doğru olduğunu düşünür. Aynen bu yazının başında kullandığımız illüstrasyon gibi. Bazıları burada sadece siyah-beyaz lekeler görebilir, bazıları bir ağaç görebilir, bazıları çiçek görebilir, bazıları da yüz yüze bakan iki insan görebilir.  Gördüğümüz somut bir şeyi nasıl algıladığımız, zaman içinde oluşturduğumuz filtrelerimize göre değişiyor. Lider olarak davranışlarınız, sözleriniz, duruşunuz, yüz ifadeniz, gösterdiğiniz tepkiler, yaklaşımınız, tutumlarınız, özetle bütün sözlü veya sözlü olmayan iletileriniz; karşınızdaki kişiler tarafından onların sahip olduğu filtrelerden geçerek anlamlandırılıyor ve sizinle ilgili belli yargılar ortaya çıkıyor. Bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi için, yazmış olduğum Bilinçdışı Önyargı hakkındaki yazımı okuyabilirsiniz:

LİNK

Sonuçta, algının oluşum sürecini şöyle özetleyebiliriz:

İnsanlar girdileri alıyor (bilgi, gözlem, vs), bunları birçok filtreden (tecrübe, duygular, beklentiler, ahlaki ve felsefi görüşler vs.) geçirip işliyorlar, bu filtreler bir çıktı oluşturuyor (bir algı, yargı, yorum, hikaye), ve bu çıktılardan yola çıkarak aksiyon alıyorlar (belli bir şekilde davranma veya tepki verme kararı alıyorlar). Hepimiz benzer bir süreç kullanıyoruz. Farklarımız; aynı girdiler üzerinde kullandığımız farklı filtrelerden, ulaştığımız farklı algılardan ve verdiğimiz farklı kararlardan geliyor. Daha güvenilir bilgilere ulaşmaya çalışmak ve bu bilgileri kendi filtrelerimizle yorumlamadan anlamaya çalışmak başkalarıyla ilgili anlayışımızı geliştirmeye yardımcı olur.

Bu süreç algılarımızın nasıl oluştuğunu tarif ediyor. Başkalarının sizinle ilgili algıları da aynı süreç içerisinde oluşuyor. Süreci anlamanın en büyük faydası özellikle yönettiğiniz ve iletişim içinde oluğunuz kişilerin sizinle ilgili algılarının nasıl oluştuğunu anlamanıza yardımcı olmasıdır. Eğer birinin girdileri nereden aldığını ve çıktıları oluştururken hangi filtreleri kullandığını anlarsanız; o kişinin sizi nasıl algıladığını anlayabilirsiniz. Bu aşamadan sonra o kişilerde oluşturmak istediğiniz algı üzerine çalışabilirsiniz ve lider olarak daha etkin olabilirsiniz. Bu oldukça etkili bir yöntem ve lider konumunda olan herkes tarafından anlaşılması gerekiyor.

Sokrates’ in dediği gibi: Kendini Bil! Buradan başlamamız gerekiyor. Sokrates kısa ve net söylemiş, ama hiç kolay değil elbette! Öncelikle kendinizi nasıl görüyorsunuz, oradan başlayalım. Çevrenizi nasıl algılıyorsunuz, sizin kendi gerçeğiniz ne?  Bu gerçeğiniz davranışlarınıza, tutumlarınıza nasıl yansıyor ve hangi sonuçları oluşturuyor? Bu halinizle, lider olarak nasıl algılanıyorsunuz sizce?

Cevapları ezbere vermeyin! Cevabı bilmiyorsanız, o da tamam. Kendinizle ilgili gerçekçi bir bilinç oluşturun.

Şimdi bir de öbür taraftan bakalım! Acaba, başkaları sizi nasıl algılıyor? Kendinizde bu gerçeğin de bilincini oluşturun.

Ekibinizi ya da iletişimde olduğunuz diğer kişileri dikkate alarak şu soruların cevabını düşünün:

  • Sizi, onları yetkilendiren ve geliştiren biri olarak mı yoksa kontrolcü biri olarak mı görüyorlar?
  • Sizi, onların fikirlerini destekleyen ve savunan biri olarak mı yoksa hayallerini öldüren biri olarak mı görüyorlar?
  • Sizi, değişim yanlısı olarak mı yoksa geleneklerin koruyucusu olarak mı görüyorlar?
  • Sizi, ilerlemeyi destekleyen bir yoldaş olarak mı yoksa başarının düşmanı olarak mı görüyorlar?
  • Zor zamanlarında başkalarına karşı onları koruyacağınıza inanıyorlar mı?
  • Kendi çıkarlarınız ötesinde onların iyiliklerini düşündüğünüze inanıyorlar mı?
  • Ekibe ciddi anlamda, kalpten bağlı olduğunuza inanıyorlar mı?

Bu sorulara verdiğiniz cevapların ışığında şimdi aşağıdaki soruları cevaplayın:

  • İnsanlar, işyerinizde bir lider olarak sizi nasıl görüyorlar?
  • Cevaplarınızı, insanların sizi görmelerini umduğunuz senaryoya göre mi cevapladınız? Yoksa insanların sizi belirli bir şekilde algıladıklarını biliyor musunuz? Bu sonuca hangi bilgilere dayanarak vardınız?
  • Diğer insanların sizinle ilgili algıları ile hemfikir misiniz? Hemfikir değilseniz, nerde ayrışıyorsunuz? Neden?
  • Başkalarının sizi nasıl algılamasını istersiniz? Lider olarak nasıl anılmak istersiniz?

Biliyorum, bu soruların cevabını vermek kolay değil, çünkü hepimiz dünyayı kendi olduğumuz gibi – kendi gerçeğimizle ve kendi filtrelerimizle – görüyoruz.

Gerçek algımızı öğrenmek istiyorsak kendimize başkalarının gözünden bakmamız gerekiyor.  Bu kolay değil, ama mümkün. Diğer bir yol ise açık bir şekilde geri bildirim istemek. Bu konuya da önceki yazılarımda sıkça değindim.

Sizi lider olarak başarıya götürecek en önemli yol, başkaları tarafından nasıl algılandığınızı olabilecek en net şekilde anlamaya vakit ayırmanızdır! Bu aşamadan sonra ise, sizi başarıya götürecek algıyı oluşturmak üzere çalışmaya geçebilirsiniz. Lider olarak nasıl anılmak istediğinizi inşa etmek sizin elinizde! Yazının ikinci bölümünde tam da bu konuyu derinlemesine inceleyeceğim.

social position

Bu gönderiyi paylaş